Keyfî Drag Race Tekrarı 13×6: Disko Keşke Ölseymiş

Keyfî Drag Race Tekrarı 13×6: Disko Keşke Ölseymiş

Hepimiz bir noktada her görevin aşırı eğlenceli olamayacağını, bölüm sonlarında elenenle alakalı üzgün olsak bile kalanından yüzde yüz keyif alma hâlimizin sekteye uğrayacağını biliyorduk galiba. Drag Race’in Amerika ayağında 13. sezonun bu yeni bölümü, harika giden grafiğini hiç mi hiç işlemeyen bir bölümle taçlandırdı. Görevinden sıralamalarına, podyumdaki kostümlerinden herkese ekran süresi biçmek için uzatılan makyaj faslına kadar o kadar sıkıcı ve vasattı ki bölümün bütünü, ufak bir ihanete uğramış gibi hissediyorum. Ama bardağa dolu tarafından bakıp kimi ne kadar sevdiğimi anlamama yardımcı oldu diyerek yine pozitiflik kusacağım izninizle.

Kandy ile Tamisha davasını bıraktığımız yerden, anlaşmazlıklarla dolu fakat kurgudaki pasaklı twinklerin yardımıyla kimin ne dediğini hatırlayarak, az biraz Kandy’i köşeye sıkıştıran anlatıyla açtık haftayı. Mikserlikte kimsenin eline su dökemediği Olivia sağolsun tamam bitti kurtulduk dedirten ikonik Untucked çatışması tekrardan gündeme geldi. Neyse ki ateş bu sefer harlı değildi de mevzu uzamadan kapatıldı. Zaten iki tarafın da haklı ve haksız olduğu konular mevcut. Ben direkt bu bir reality şov zirvesidir diye tadına varıp kalanını dağınık bırakmaktan yanayım, ki zaten geçtiğimiz hafta sırf Kandy ile lip sync yapabilsin diye Joey’e kıyan prodüksiyon, bölüm nihayetinde bu çekişmeyi de tatlıya bağladı bir anlamda.

Ben asıl şu saçma görevden bahsedelim istiyorum. Rosé, Denali, Elliott, LaLa ve Olivia gibi dans odaklı queenlerin sayıca fazla olduğu sezonda koreografi gerektirecek şalanjların birer ikişer karşımıza çıkacağını tahmin ediyordum da bu kadar uyduruk ve zorlamasının Emmy üstüne Emmy kırıp, 13. serisini tamamlayan dev franchise’da yer bulabileceğini kestiremezdim. Diana Ross sevdasıyla tanınan RuPaul-jooncuğumuz disko müziğe ve kültürüne bir selam çakmak istemiş belli ki. Çoluğu çocuğu eğitmek, tarihin unutmaya yüz tutmuş bir sayfasını bütün ayrıntılarıyla bugüne taşımak motivasyonu. Ama olmamış ya, yani koronadan dolayı koreografla birbirlerine yaklaşamadıkları için mi yoksa disko denilen şey mi çok külüstür kaldı çözemiyorum da olmamış işte.

Bu olmamışlığın üstüne jürinin anlamsız kararları da eklenince iyice dağıldım. Yetmezmiş gibi “küçük siyah elbise” konseptinde Symone haricinde kimsenin kılığının iyi olmaması değerlendirmeyi daha da güçleştirdi benim için. Kimleri izlerken çok zevk aldım kısmından başlayalım… Olivia gerçekten peruğu, kılığı ve inkar edilemez star ışığıyla haftalardır nerede bu kız demelerimizi duyup yüzümüzü kızartacak bir parıldama yaşamış. Aldığı görev birinciliği anasının ak sütü gibi helal olsun diye iyice abartayım. Dans da dans, dans da dans diyenleri gölgede bırakıp imzasını atıverdi bölüme. Üstüne çocukluktan kalma vücuduyla alakalı takıntılarını da serpiştirip altıncı haftaya iyice kokusunu bıraktı.

Ben Olivia haricinde Rosé ve garip bir şekilde Elliott’ın da dans ritüellerinden pek keyif aldım açıkçası. Bu da beni direkt şu meseleye getiriyor… Tina Burner neden yüksek not aldı? Jürinin o kuru, kısa, cansız McDonalds peruğunda görüp de bizim göremediğimiz ne? Kandy Muse ve Gottmik ile kurdukları sözde Mean Girls’ün her hafta gözümde biraz düşüşüyle bu bölüm dahilinde hem kostüm, hem de performanslarını beğenmediğim üçlünün düşük not kıskacında bir kendilerine getirilmelerini çok istedim; ama Kandy haricinde kimseyi harcamadı jüri. Gottmik’in beyazlara mahsus ritmsizliği ve bir de üstüne Valentina/Violet Chachki aşırması kötü fikriyle bu hafta Kandy’e cenkte eşlik etmesi de gerekti sanki. Geçiş süreciyle alakalı vücudu üzerinden bir özgürlük bahsi açması tatlı falan ama yani iki hafta önce de aynı şeyi konuştuk, artık sıradaki kılığa mı geçsek?

Denali’nin vücudunu hatsız bir turşu kavanozu gibi gösterme hevesi, LaLa Ri’nin altıncı haftaya gelmemize rağmen hâlâ anlayamadığım yüzünde kokain paketi patlamış gibi duran aşırı beyaz makyajı ve Rosé’nin yine dikiş yerlerine tül yapıştırılmış bir şeyle çıkması hakkındaki itirazlarımı da kenara iliştirip Tamisha’ya geleyim. Geçen haftaki sırf kavga etmiş olmak için kavga eden Atlantalı hanım ağa tavırlarından sonra bir soğumuştum. Ancak gidişini çok iyi idare etti Tamisha ve çıkışı sırasında Kandy’e de sarılarak kalbimizi çalıverdi bir güzel. Haksız yere konduğu bottom sana hiç yakışmadı diyerek son desteği de ben vermiş olayım.

Başka değineceğim bir şey var mıydı diye düşünüyorum… Utica, Utica, dur! Ne yapıyor bu gacı? Cidden her eylemini karikatürize etmesinden o kadar bunaldım ki. Geçtiğimiz hafta yaptığı kostümü görünce tamam faşon faşon diye bir yükselmiştim ve bu bölümdeki konsepti de çok tatlıydı ama yeter yani ağız burun yamultmalar, imdat basacağım ki basıyorum da… Acaba ne kadar çılgın olduğunu göstermek yerine dümdüz çılgın olsan da biz mi karar versek? Ginny Lemon is right there. Neyse, susuyorum. Zaten Yine Yeni Yeniden 90’ların yıldızı İlker Hepkaner ile Geyik bölümü gelecek yarına. Orada daha uzun konuşuruz.

KDRT: Untucked

  • Boş zamanlarımda Sporcle’a girip Drag Race oyunları oynamam… I need Jesus. Ya da metroda queenlerin isimlerini sayacağım yeni bir zevceye… Göz kırpma emojisi!
  • Denali arka plana itiliyor, hoşlanmıyorum bu durumdan. Top 3 için kollarımızı açtık ne olur aksi olmasın.
  • Tina Burner’ı kendi sıralamamın sonuna ittim. Ağzıyla kuş tutsa yaranamaz artık.
  • Rosé’ye ısınmam rezaleti?

Genel sıralamam
⭐⭐⭐⭐: Symone
⭐⭐⭐: Gottmik, Denali, Kandy Muse, Olivia Lux, Rosé
⭐⭐: LaLa Ri, Utica Queen, Tamisha Iman
⭐: Joey JayKahmora Hall, Elliott with 2 T’s, Tina Burner

Benim tablom, benim kararım

Yarışmacı 4 5 6 7 8 9 10 11
Denali SAFE SAFE SAFE          
Elliott with 2 T’s SAFE SAFE HIGH          
Gottmik SAFE WIN BTM2          
Kandy Muse HIGH SAFE BTM2          
LaLa Ri BTM2 BTM2 SAFE           
Olivia Lux SAFE SAFE WIN          
Rosé HIGH SAFE HIGH          
Symone WIN HIGH SAFE          
Tamisha Iman SAFE LOW SAFE          
Tina Burner SAFE SAFE LOW          
Utica Queen SAFE HIGH SAFE          
Joey Jay LOW BTM2            
Kahmora Hall BTM2              

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. İkizler. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okudu. Mesleğini sevemeyince Finans Mühendisliği ve Risk Yönetimi'ne zıplayıp Imperial College ve UCL'de gerekli eğitimlerini tamamladı. Şu an King's College London'da Film Studies masterı yapıyor. Closet kapağını kırdığından beri keyfi yerinde. Çok konuşur, çok çalışır. Artık markasının kutsal tanımamak olduğunu da çözdü. Drag Race tutkunu. Ödül sezonuna bağımlı. Her türlü fobi ve ayrımcılık da bünyesinde kaşıntı yapıyor.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.