95. Akademi Ödülleri – Son Aday Tahminleri: Part I

95. Akademi Ödülleri – Son Aday Tahminleri: Part I

2022 yapımlarının yarıştığı 95. Akademi Ödülleri adayları önümüzdeki salı günü açıklanıyor. 24 Ocak’a geri sayarken üç aşamada yine son tahminlerimi paylaşıp sizleri hazırlamaya çalışacağım çıkacak manzaraya. 2020’deki %79.5’lik doğruluk oranım, 2021’de %70.4’e düştüğü için bu sefer fazla maceraya girişmemeye gayret edeceğim. İşitsel kategoriler, uluslararası film, animasyon ve belgesel dallarıyla başlayalım bakalım.

ÖZGÜN MÜZİK

1 BABYLON

3 THE BANSHEES OF INISHERIN

5 WOMEN TALKING

Akademi’nin kısa liste duyurduğu dallardan biri olduğu için eskiye göre kısmen daha kolay özgün müzik dalında tahmin yapmak. Ancak diğer teknik dallardan farklı olarak özgün müzik için referans alabileceğimiz bir meslek derneği ödülü olmaması işleri zorlaştırıyor. Dolayısıyla Altın Küre ve BAFTA adaylarına bakmak, bununla birlikte AMPAS’ın bu branşının alışkanlıklarını gözden geçirmek gerekiyor. Sırayla gidecek olursak… Hem Altın Küre hem de BAFTA’da aday edilmiş üç yapım var: Babylon (ki bence Oscar’ı alacak), The Banshees of Inisherin (Carter Burwell her şeyin en iyisini hak ediyor) ve Guillermo del Toro’s Pinocchio (Alexandre Desplat’ya bayılıyorlar zaten). All Quiet on the Western Front ve Everything Everywhere All at Once sadece BAFTA’ya, The Fabelmans ve Women Talking ise sadece Altın Küre’ye aday edilmiş. İşte tam şu an Akademi’nin bu kategorideki alışkanlıklarını hatırlatıyorum kendime. Sayısız defa sırf kalkıp bir stüdyoya girdi ve beste yaptı diye aday edilen John Williams’ı (The Fabelmans) es geçebilirler mi? Asla. Peki Volker Bertelmann (AQotWF) ve Son Lux (EEAAO) gibi yeni sayılabilecek isimleri en son ne zaman aday ettiler? Hele ki çok da melodik sayılmayacak, daha deneysel müzikler icra edenleri? Belki Trent Reznor ve Atticus Ross’ın son adaylığına kadar gitmemiz gerekebilir bunun için. Dolayısıyla ben Altın Küre’yle 5/5 bir uyum olacağını iddia ederek sona da Women Talking iliştireceğim izninizle. Zaten Hildur Guðnadóttir’in mevcutta bir Oscar’ı da var.

Siz yine de gözünüzü üzerlerinden ayırmayın All Quiet on the Western Front, Everything Everywhere All At Once
Uzak ihtimaller Avatar: The Way of Water, Nope


ÖZGÜN ŞARKI

1 RRR
“Naatu Naatu”

2 BLACK PANTHER: WAKANDA FOREVER
“Lift Me Up”

3 TOP GUN: MAVERICK
“Hold My Hand”

5 TELL IT LIKE A WOMAN
“Applause”

Müzik kategorisinde tahminde bulunmak yeteri kadar zor değilmiş gibi bir de şarkıyla uğraşıyoruz. Neyse ki yine elimizde 15 şarkılık bir kısa liste var. Bu senenin en çok kampanya yapanı RRR, “Naatu Naatu” ile favori gibi gözüküyor. Rihanna’nın “Lift Me Up”ı (Black Panther: Wakanda Forever) ve Lady Gaga’nın “Hold My Hand”i de görmeye alıştığımız, ama aday da edilmezse en fazla bir iş günü şok yaşayacağımız yüksek profilli yarışçılar. Sonrasında Guillermo del Toro’nun Pinocchio’sundan “Ciao Papa” gelmekte. Her sene en az bir adet animasyon ya da Disney parçası ağırlamayı seven Akademi için biçilmiş kaftan. Çarşı pazarın karıştığı yer ise tam olarak beşinci koltuk. Diane Warren bu dalın gediklilerinden biri olduğu için “Applause” (Tell It Like a Woman) ile yine ezbere bir adaylık alabilir. Ancak bu sene Onur Ödülü verdiklerinden Diane Warren sırasını savmış gibi davranmaları da mümkün. Keza J. Ralph de hiçbirimizin adını hatırlamadığı yapımlarla 3 adaylık aldı bu dalda. Dolayısıyla “Dust & Ash” (The Voice of Dust and Ash) sürprizi bekleyebiliriz. Bunlardan sonra da sırf yarışın önemli parçalarından biri olduğu için Everything Everywhere All at Once’dan “This Is a Life” ve kampanya yapılması sebebiyle Spirited’dan “Good Afternoon” dikkat çekiyor. Bir torbaya dört şarkının da adını atıp kura çekmeye ne dersiniz?

Deli deli deli kulakları küpeli “Dust & Ash” (The Voice of Dust and Ash), “Good Afternoon” (Spirited), “This Is a Life” (Everything Everywhere All at Once)


SES

3 ELVIS

Kısa listesi mevcut kategorilerle kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ses dalına bakarken üç tane done var elimizde. Cinema Audio Society yani ses mikserleri, Motion Picture Sound Editors yani ses kurgucuları ve tabii ki BAFTA. Üçüne birden aday olmayı başardıkları için zaten Top Gun: Maverick, Avatar: The Way of Water, Elvis ve All Quiet on the Western Front’u tahminlerimize almak mecburiyetindeyiz. Vurdusu kırdısı ya da çalgısı çengisi olan filmlerin borusunun öttüğü bir dal bu ne de olsa. Yine konu dönüyor dolaşıyor son koltuğa geliyor… Moonage Daydream güzel bir çaba gösterdi finalistler arasına kalmak için ama BAFTA’dan bile oy alamamış. Guillermo del Toro, Pinocchio’da bütün ses ekibini Oscar adaylıklarına sahip isimlerle doldurdu fakat o da karşılığını görmemiş. Black Panther ve Babylon’u elimizin tersiyle kenara itince de iki yapım kalıyor: Everything Everywhere All at Once ve The Batman. EEAAO, iki ses meslek derneğinin birinden tonlarca adaylık çıkarmasına karşın diğerinin ilk beşine giremedi. The Batman ise birliklerin ikisine de aday edilmesine karşın tam anlamıyla Oscar’ın ıskaladığı yarışçı profiline çok uyuyor. En İyi Film için favori olarak gösterilmesini de bahane ederek, daha evvel The Power of the Dog, Mank ve nicelerinin yürüdüğü yoldan gider diyor, EEAAO’yu alıyorum bu sebeple tahminlerime.

Olmaz olmaz deme hiç, olmaz olmaz sevgilim The Batman, Guillermo del Toro’s Pinocchio, Moonage Daydream


ULUSLARARASI FİLM

4 THE QUIET GIRL

5 SAINT OMER

Adım adım ilerleyelim yine… All Quiet on the Western Front sezonu aşırı başarılı bir şekilde geçirdi. Belki Top Gun: Maverick bu yıl gösterime girmeseydi birkaç ödül de götürürdü evine. Argentina 1985 inanılmaz bir kampanya yaptı Amazon. Son günlerde Ricardo Darin’in adının bile geçtiğini gördüm erkek oyuncu yarışında. Aldıkları Altın Küre’yi de unutmamak gerek. Decision to Leave beklediğimiz kadar çok kucaklanmadı belki fakat jüri seçimi de olsa BAFTA’dan En İyi Yönetmen adaylığını kopardı. Daha evvel bunu başaran Quo Vadis Aida ve The Worst Person in the World de Akademi’nin ilk beşine kalmayı başarmıştı. The Quiet Girl, BAFTA favorilerinden bir diğeri. Ama bununla birlikte birkaç meslek birliği tarafından da adının anıldığını gördük sezon boyunca. Dolayısıyla yavaştan inanmaya başladım alacağı adaylığa. Ben son sıraya Saint Omer yerleştirdim. Birinci sebebi DGA’in En İyi İlk Film kategorisinde verdiği adaylık. İkincisi ise izleyip de hayran olmayana rastlamamam. Eğer ki izlenmişse, ki finalistlerin hepsini izlemek zorundalar, gereken desteği görecekti. Yalnız bir sürü alternatif üretebiliyorum bu beşliye. Mesela EO, AMPAS’ın bu dalı jürili kullandığı dönemde rahatlıkla aday olabilecek bir yapımdı. Şimdi de sürpriz yapabilir. Close çok darbe aldı fakat Xavier Dolan ekolünün yeni temsilcisi Lukas Dhont’u ne yazık ki seven bir kitle var. Corsage’ın BAFTA’dan gördüğü destek dikkat çekici. Bir de Return to Seoul’un adını anmak isterim. Sony Classics yarışta bir filmi varsa mutlak surette adaylık alan şirketlerden biri.

Acabalardan bir buket yaptım EO (Polonya), Close (Belçika), Corsage (Avusturya), Return to Seoul (Kamboçya)


ANİMASYON

3 PUSS IN BOOTS: THE LAST WISH

Animasyon dalı söz konusu olduğunda bakılması gereken ilk yer Annie tabii ki de. Orada da Altın Küre ve PGA (Yapımcılar Birliği) adayları arasına da girmeyi başarmış bir dörtlünün adı öne çıkıyor. Mutlak favori Guillermo del Toro’s Pinocchio, yılın sürpriz başarısı Puss in Boots: The Last Wish, Pixar kontenjanının talibi Turning Red ve A24’un başarılı kampanyasıyla gündemde kalan Marcel the Shell with Shoes On. Gerçi işin içerisinde live action karıştığı için Marcel’e direnç gösterip dışarıda bırakırlar mı diye de şüphe etmiyor değilim. Kalan son koltuğu kestirmek bir hayli güç bu defa. Cartoon Saloon’a her daim kollarını açmış Akademi için My Father’s Dragon bir seçenek fakat filme sezon boyunca yokmuş gibi davranıldı. Netflix kitaplığının bir diğer üyesi Wendell & Wild da bir diğer aday adayı. Arkasında Jordan Peele ve bu işin duayenlerinden Henry Selick yer aldığından görmezden gelemiyorum. Yine Netflix damgalı The Sea Beast’i de izleyip seven bir kitle yok değil. Benim en büyük korkum tembellik yapıp Disney’den Lightyear’a ya da Strange World’e beleş bir adaylık vermeleri. Ne de olsa Toy Story’e dair her şeyi çok seviyorlar. Hangisi daha çok birincilik oyu alır sorusuna kesin bir cevabı olan varsa beri gelsin.

Şüphe ediyorum, öyleyse varım Wendell & Wild, The Sea Beast, Lightyear, Strange World


BELGESEL

1 ALL THAT BREATHES

2 ALL THE BEAUTY AND THE BLOODSHED

4 NAVALNY

5 DESCENDANT

Birisi çıkıp da belgesel kategorisinde ne olacağını kesin bildiğini söylüyorsa ona kati surette inanmayın. Bu branşın en büyük özelliklerinden biri Oscar adaylarının açıklandığı sabah bize sürpriz yapmayı sevmeleri. Belli başlı favoriler var mı? Evet. All That Breathes ve All the Beauty and the Bloodshed yarışı önde götürüyor. Fire of Love’ın izlenmesi için taklalar atan NatGeo ve Disney de emeklerinin karşılığını alacak sanırım. Navalny de üstün bir performans gösterdi sezon boyunca. Birincilik oylarını toplamakta sıkıntı çekeceğine inansam da risk almakla uğraşmıyorum, çünkü ödülü alabileceğini düşünenler bile var. Obamalar’ın yapım şirketi Higher Ground’tan çıkma Descendant da daha evvel Obama imzası taşıyan American Factory ve Crip Camp’in izinden giderek adaylık almakta sıkıntı çekmeyecek gibi gözüküyor. Tabii siz önemli durakları ıskalamayan The Territory, izleyenlerin etkisinden çıkamadığı A House Made of Splinters, hem PGA hem de DGA’de beliren Retrograde ve BAFTA’nın favorisi Moonage Daydream’den de gözünüzü ayırmayın derim. Hangisi sürpriz yapar sorusuna net bir cevabım olmasa da…

Buralardan bir şeyler çıkabilir The Territory, A House Made of Splinters, Retrograde, Moonage Daydream

Yazar Hakkında

1990 doğumlu. Queer. İkizler. 2009 yılında esas odağı ödül sezonu olan Oscar Boy'u kurdu ve 2014'ten beri de O Podcast'in moderatörlüğünü yapmakta. Drag Race tutkunu, içerik oburu, lubunyaların dostu, fobiklerin düşmanı.

Bir Cevap Yazın